UzUn FaTiH
HMC'den Öğrencim
General
  
Teşekkür Sayısı 10
Online
Mesaj Sayısı: 977
Hayat senlide sensiz de güzel yaşamasını bilirsen!
|
 |
« : Haziran 01, 2008, 10:12:41 ÖÖ » |
|
KANUNÎ SULTAN SÜLEYMAN VE KARINCA
İstanbul'da güneşli bir günün sabahı, Topkapı Sarayı'nın avlusunda bulunan Has Oda'nın kapısı açıldı. Başında görkemli bir kavuk taşıyan, uzun boylu genç, ağır adımlarla arka bahçeye doğru ilerledi. Bu genç, bütün dünyaya hükmeden muazzam Osmanlı Devleti'nin kudretli hükümdarı Kanunî Sultan Süleyman'dan başkası değildi.
Kanunî, işinden vakit bulduğu zamanlarda hava almak için arka bahçeye çıkar, ağaçları ve denizin maviliğini seyrederdi. Deniz, güneş ve ağaçlar o gün de çok güzeldi. Fakat ağaçlardan birkaç tanesinin yapraklarının buruşmuş olduğunu gördü. Hemen yanlarına yaklaştı ve dikkatle incelemeye başladı. Az sonra bu durumun sebebini anlamıştı. Karıncalar sarmıştı güzelim dalları.
Aklına hemen bu ağaçları ilaçlatmak geldi. Böylece ağaçlar karıncadan kurtulacak ve rahat bir nefes alacaklardı. Fakat birden durakladı. Karıncalar da can taşıyordu. Onlara zarar vermek doğru olur muydu? Bir türlü işin içinden çıkamayan Kanunî, meseleyi çözmek için hocası Ebussuud Efendi'yi aradı. Hocası odasında yoktu. Hemen oracıkta bulunan bir kâğıt parçasına kafasını kurcalayan soruyu yazdı ve hocasının rahlesinin üzerine bırakarak oradan ayrıldı. birkaç saat sonra hocası odasına gelmiş ve rahlesi üzerindeki kâğıdı görmüştü. Yazıyı okuduktan sonra eline kalemini alan Ebussuud Efendi, bu yazının altına bir şeyler yazdı ve kâğıdı yine rahlenin üzerine bıraktı. Kanunî Sultan Süleyman, diğer işlerinden fırsat bulduğu bir an, yeniden hocasının odasına uğradı. Hocası yine odasında yoktu, fakat rahlenin üzerine bıraktığı kâğıt parçasında kendi yazısından başka bir şeyler daha yazılmış olduğunu gördü. Merakla yazıya doğru eğildi. Okudukları karşısında ibretle tebessüm etti. Kâğıdın üst kısmında Kanunî'nin hocasına yazdığı soru vardı. Merhametli Hünkâr hocasına şöyle diyordu:
"Meyve ağaçlarını sarınca karınca,
Günah var mı karıncayı kırınca?"
Hocası Ebussud Efendi ise bu sorunun altına şu cümleleri eklemişti:
"Yarın Hakk'ın divanına varınca,
Süleyman'dan hakkın alır karınca!"
|